insan birden kendini renkleri tartışırken bulur
rüyamda evin bir odası daha çıkıyordu. yıllarca dedemler yaşarken dedemler, babamlar yaşarken babamlar, ben yaşarken benler bir şekilde gözden kaçırmışız ama o oda hep oradaymış. hep fark etmeden önünden geçmişiz. sadece ben, çocukken bir kere girmişim sonra unutmuşum. duvarları boyanmamış kalmış. ev ben hayattayken üç kere boyandı ama bu oda hep pas geçilmiş. benim bildiğim boyanmış en eski renk ilginç bir yeşildi. kendini bilmez bir yeşil: ---- . ben o dönemi görmedim ama duvarlar tutamadı kendini fısıldadılar soyulmuş duvar kâğıtlarının arkalarından. onun üstüne daha çekirdek aile olarak taşınmadan önce açık gri boyanmış. 90'lar grisi. kimseyi dinlemeyen bağımsız ve mutsuz zeki demirkubuz gibi bir şeydir bu açık gri: ---- . nevzat doğan gelmişti. 19 yıl önce falan nevzat doğan evin bu versiyonunda ziyaret etmişti dedemleri. nevzat doğan bu griyi görmüştü. nevzat doğan biri hoşlanmadığı bir şey söylediğinde gözlerini duvara kaçırdığında kim bilir bizim grimize bakarak neler düşü...